Mart 13, 2026
ÖZLENEN BAHARLAR
Mart 11, 2026
YAŞAMI ŞİİRLERLE ÇOCUKLAR GİBİ ALGILAMAK-YORUMLAMAK...
GÜZ GÜNEŞİ
Bu sabah erken uyandım;
Çiy damlacıklarını silkeledim
Çiçeklerin üzerinden.
Ilık rüzgârlar esti,
Güneş bile gülümsedi,
Bembeyaz bulutların arasından
Çiy taneleri umursamadı bile...
Makbule ABALI
2023
ÇOCUKÇA
Kuş dili bilir misiniz ?
Çocukça, dostça, safça,
Ya da işaret dili .
Diliniz lâl olursa;
Gözlerinizle konuşabilir misiniz ,
Ya da beden dilinizle...?
İnsanca bilmeyen birine
Bir dil öğretebilir misiniz?
İlle de uzlaşmak için değil,
Belki insanca yaşamak,
Yaşatmak için;
İnsanlık adına...İnsan adına...
Makbule ABALI
2023
İNSAN İNSANA SAVAŞ
Dağla ova,
Güneşle ay,
Bulutla yağmur,
Fırtına ile bahar,
Yaz ile kış,
Kedi ile köpek,
Tavşanla kaplumbağa,
Kedi ile fare
Arkadaş olmuşlar canciğer.
Ama insanoğlu inatlaşmış;
Arkadaş olamamış İNSAN İNSANA
Savaşlar o yüzden hep var olmuş...
Makbule ABALI-Eğitimci
İzmir-Urla. 17.11.2023
Güncelleme:11 Mart 2026
ÇOCUKLAR GİBİ: Sabahattin ALİ'nin şiiri, Ali KOCATEPE'nin müziği ve Sezen AKSU yorumuyla.
TEŞEKKÜRLER.
Mart 07, 2026
SAVAŞLAR VE KADINLAR
Kadınlar gördüm bir kent meydanında
Kadınlar;
Uzun saçlı, kısa saçlı, kara gözlü, ela gözlü, yeşil gözlü
Kadınlar;
İnce, toplu, kısa boylu, uzun boylu
Uzun etekli, pantolonlu, kabanlı, rengarenk hırkalarla
Her tipten kadınlar...
Güçlü, dirençli, emeğe saygılı, çalışkan kadınlar
Ana gibi yürekli, sevgi dolu, içli, sevdalı kadınlar...
Ellerinde kır çiçekleri, dillerinde türkülerle
Bazen yavaş, bazen hızlı, bazen koşar adım
Yürüdüler... yürüdüler... yürüdüler...
Kim komut verdi bilinmez
Birden karıştı dünya!
Gökten bombalar yağdı,
barışı özleyen kadınlar üstüne.
Türküler, şarkılar ağıtlara dönüştü
Gülüşler dondu, gözlerden yaşlar boşaldı
Savaşa dahil edildi, barışsever kadınlar...
Makbule ABALI-Eğitimci
7 Mart 2026 İzmir-Türkiye
Mart 05, 2026
BAHAR MEVSİMİNİ YAŞARKEN
Günlük hava tahminleri yanıltmadı. Urla'da öğleden sonra fırtına ile karışık sağanak yağış bekleniyordu. Günlük işlerimizi hava durumuna göre belirledik. Öğleden sonra hava birden karardı, Yazıma başladığımda dışarıda insanın içini titreten bir yağış vardı. Yağmur, kar hep beklenir, bereket sayılır. Ancak düşünmekten kendimi alamam; Kimler ıslandı, kimler zarar gördü, kimler yağışların keyfini sürüyor. Karda-yağmurda yollarda kalanlar, ailece perişan olanlar adına içim yanar.
Yıllar öncesi canlandı anılarımda. 1978 Yılı 23 Nisan'da eşimin yeni ehliyetiyle kullandığı, Anadol marka arabayla Mersin'de Arslanköy Beldesine büyükleri ziyarete gitmiştik. O yıllarda deniz seviyesinden 1500 m. yükseklikte , virajlı daracık yolları (henüz asfaltlanmamış) yol üstünde içilebilir doğal kaynak suları yol boyunca el değmemiş çam ,ardıç, katran (sedir) ağaçları ile ünlü bir yayla.
Çocukluk anılarımın toplandığı Adana-Bürücek Yaylasından sonra gördüğüm ikinci yayla, eşimin doğduğu, 14 yaşına kadar yaşadığı, dağlarında hayvan otlattığı, 4. erkek çocuk olarak annesine -ailesine hamur yoğurduğu, beş şişle yün çorap ördüğü, babasına tarlada yardım ettiği , okuma oranı yüksek bir büyük köy, belde.
O yıllarda yol boyunca tek bir kahvede (kafe değil) nefis kekik çayı içilirdi. Gerçek kekik tadı ve kokusu unutulmaz. Bugünlerde kaç durak yeri vardır bilmiyorum. Geçmişten söz ederken, mevsimler gibi zaman da iç içe yaşanıyor. Dün başladığım yazımı -rahatsızlık ve yorgunluk nedeni ile- bugüne ertelediğime üzülmüştüm. Yanlış düşünmüşüm. İnsan isterse; emek ve çaba verdiği, sevdiği işi-ertelese bile- kolay kolay bırakamıyor.
Yıllar öncesinde de sürprizlerle dolu bir Nisan ayı yaşamıştık. 1978 yılında eşimle birlikte Arslanköy'de Baba Evinde rahmetli anneyi ziyaret etikten sonra yola çıkmadan, eşimin halası Emine Hala ve eşi Mustafa Amca'yı köy merkezinde, kirada oturdukları evde ziyaret ettik. Beklenen ama ansızın başlayan ve giderek artan kar yağışı, o gece orada kalmayı zorunlu kıldı.
Gerçek bir Anadolu kadını olan rahmetli Emine Halanın yer sofrasında hazırladığı muhteşem kahvaltının lezzetini, nice konforlu sofrada bulamadım. Karın bereketi miydi o sofraya yansıyan, onların derya gibi sohbetleri miydi tadı damağımızda kalan... Halâ düşünürüm...
Makbule ABALI- Eğitimci
13 Nisan 2025 İzmir-Urla
Güncelleme: 5 Mart 2026
Mart 01, 2026
BİR YANDA KIŞ, ÖTE YANDA BAHAR
Kışı henüz bitirmemişken cemreler teker teker düşüp ilkbahar mevsimini başlatıyorlar. Doğa baharı karşılamaya hazırlansa da dünya henüz hazır değil. Asıl bahar içimizde yaşanmalı. Meyve veren ağaçlarda kupkuru dallar birden çiçeklerle donanıyor. Yaprakları beklemeye tahammülleri yok, aceleciler.
Her ülkede bahar farklı yaşansa da uzun yağmurlardan sonra bir şiirle Mart Ayına hoş geldin desek...
BİR UMUT
Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin;
Yitirmişsin nen varsa birer birer.
Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
Onlar da nerdeyse gitti gider.
Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.
Taşlara düşen saat gibi
Ne artı, ne eksi,
Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
Hikâye hepsi...
Cahit KÜLEBİ
NİCE BAHARLARA SAĞLIKLA, SEVİNÇLE, UMUTLA...
Makbule Abalı-Eğitimci
1 Mart 2026 İzmir-Urla
Şubat 25, 2026
AYDINLIK BİR GÜN
Günler süren uzun yağmurların ardından güneş yüzünü gösterdi bugün. Gözlerimiz aydınlandı, içimiz ısındı. Güneşin sihirli bir sopası var sanki. Acı veren bir sopa değil bu. Hafif dokunuşlarla insanı kendine getiren, doğadaki tüm canlılara yaşama sevinci aşılayan, adeta dirilten gizemli bir dokunuş gibi.
Evin bahçe kapısının önüne kurumuş papatyaların tohumlarından atmıştım. Yağmursuz sıcak günlerde azar azar su verdim. Bir dolu papatya açtı. Güzelim kır çiçeklerinin sembolü papatyalardan minik bir tarla oluştu. Papatyalardan birkaç taç oluşturacak kadar çok. Çocukları mutlu etmek çok kolay.
Papatyaların hemen önünde Arnavut Kaldırımı doğal taşlardan oluşan bir sokak uzanıyor. İyi örneklerin güzelliklere yol açması gibi sık döşenmiş taşların arasından bile papatyalar baş gösterdi. Önce sadece iki minik papatya var oldu. Bugün baktığımda gözlerime inanamadım.
Sanki bizi mutlu etmek istercesine çoğalmışlar. Yanı başlarındaki zeytin ağacı da onları destekliyor adeta. Üstlerine kol kanat germiş. Doğa, güzellikleri buluşturmada çok usta, çok yaratıcı. Mükemmel bir renk uyumu içinde, koruyucu bir tavırla her bitkiye yer açıyor, yaşam hakkı veriyor.
Evrende tüm canlılar her koşulda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Onlardan ders alarak varlığımızı kanıtlamak; Doğru çözümlere ulaşmak için bir adım sayılabilir mi?
Makbule ABALI-Eğitimci
25 Şubat 2026-İzmir-Urla
Şubat 21, 2026
ÇOCUKLARI TANIMAK -ANLAMAK
Zaman tünelinde zamanın akışını duyarak, hissederek yol almak insana iyi geliyor. Belleğinizi test ediyor, kıyaslamalar yapıyorsunuz. Dünden bugüne anılar yeniden derleniyor zihninizde yeni dosyalar açılıyor.
1982-1991 yılları arasında eşimin rotasyonla atandığı Burdur İlimizde Eğitim-Öğretim görevimizi sürdürdük. Burdur'la ilgili çok güzel anılarımız vardır. 2 yıl Burdur Cumhuriyet Lisesi Rehber Öğretmeni, daha sonra Akdeniz Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi olarak çalıştım.
Türkiye'nin her yöresinden öğrencilerim oldu. Burdur'a, çevresine, insanlarına uyum sağlayarak çok güzel günler yaşadık. Özlemle anıyorum. Öğretmen yetiştiren bir kurumda çalışmanın çok farklı, güzel yönleri var. Her yönüyle insan tanıyorsunuz, gelecek kuşakların daha nitelikli yetişmeleri için çaba harcıyorsunuz.
Aşağıdaki satırlar her yerde, her zaman çocuk yetiştirmenin önemini vurgulayan ne güzel önerilerdir.
ÇOCUK YAŞADIĞINI ÖĞRENİR
*Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse
Kınama ve ayıplamayı öğrenir.
*Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse
Kavga etmeyi öğrenir.
*Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa
Sıkılıp utanmayı öğrenir.
*Eğer bir çocuk devamlı utanç duygularıyla eğitilmişse
Kendini suçlamayı öğrenir.
*Eğer bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse
Kendine güven duymayı öğrenir.
*Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse
Takdir etmeyi öğrenir.
*Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse
İnançlı olmayı öğrenir.
*Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse
Kendini sevmeyi öğrenir.
*Eğer bir çocuk ailede dostluk ve arkadaşlık görmüşse
Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.
Dorothy Law Nolte
Tüm çocukların çağdaş bir Eğitim Öğretim ortamında sağlıklı, mutlu, başarılı bireyler olarak yetişmeleri dileği ile.
Makbule ABALI-Eğitimci
21 Şubat 2026 Urla-İzmir
Fotoğraf çeken çocuklar- İnternetten.
Şubat 18, 2026
SIRA DIŞI GÜNLER...
Günlerdir yağan yağmur bugün biraz ara verdi. Sabah gene yağıyordu ama şu anda güneş yüzünü gösterdi. Hava serin ancak fırtına dinmişe benziyor. Çevreye fırtına sonrası sessizlik hakim. Son 3 gündür doğanın beklenmedik sürprizleriyle yeniden buluştuk, çaresizlik içinde zor anlar yaşadık.
Çocukluktan beri benimsediğim bazı davranışlar var .Merhamet duygum çok güçlüdür. Vicdanımın sesine uyarak kararlar almak, bazen kişisel kayıplara neden olsa da her zaman uyarım. Empati duygum çok güçlüdür. Ancak olayların birebir içinde yaşamak, hissetmekten, zihninizde canlandırmaktan çok farklı.
Mevsimsel değişikliklere, sürprizlere artık alıştık, yadırgamıyoruz. Önlem alarak hazırlıklı oluyoruz. İnce ince, usul usul yağan yağmuru çok severim. Şefkatli bir elin yanağınızı incitmeden okşaması gibidir. Islatır ama zarar vermez. Ama gök gürültüsüyle bardaktan değil, kovadan boşalırcasına yağan yağmur her zaman ürkütmüş, tedirgin etmiştir beni.
Hep düşünürüm; Evini su basmış insanlar gelir aklıma. Ayakkabıları su alan ya da çıplak ayaklı çocuklar, su içinde kalmış, kullanılamayan eşyalar... Barınacak yeri olmayan evsiz, yurtsuz insanlar. Su hayattır, her zaman aranır ama her şeyin fazlası, aşırısı zarar veriyor. Yağmur sonrası deniz bile çamur rengine bürünür.
Bilinçaltı, insanın yaşadığı olayların, geçmiş yaşamının bir tanığı gibi. Çocukken Kibritçi Kız öyküsünden ne çok etkilenirdim. Benim de parmaklarım donardı sanki. Bir zamanlar doğal afetler sonrası, evsizler birkaç gece kapalı spor salonlarında kalırlar, berberler saç ve sakal bakımı yaparlardı. Sonra gene kendi hallerinde sokağa dönerlerdi. Haberlerde üzülerek izlerdik. Parkta bankta donmuş olarak bulunan...
Yaşamadan anlaşılmıyor. Gözleri net görmeyen bir insanın durumunu anlamak için birkaç saat karanlıkta el yordamıyla yön aramak gibi. Engelli insanları anlamak için bazı organları işlevsiz kılmak gibi.
Ege Bölgesinde birkaç gündür devam eden fırtına büyük hasarlara yol açtı. Evleri su bastı, köprüler yıkıldı, ağaçlar devrildi. dereler taştı, çok şiddetli esen poyraz adeta hayatı felç etti.
Pazar günü akşamı büyük masada neşe ile geçen geniş aile yemeğinden sonra eve dönüşte zifiri karanlıkta kaldık. Gün boyu süren fırtına sırasında elektrik arızası yaşanmıştı. Daha sonra genel arıza giderildiği halde bizim ev halâ karanlıktaydı.
Güvendiğimiz ustamıza ulaşamayınca 48 saat elektriksiz kaldık. Hiçbir araç çalışmadı. Yardımsever komşumuzun evden eve çektiği kablo gece ışığımız için çözüm olduysa da tüm işler aksadı. Buzdolabındaki yemek ve malzemeleri içim acıyarak atmak zorunda kaldım. Yemek dökmeyi büyük israf sayanlardanım.
Şiddetli yağmur tavandan ve tabandan akmalara sebep oldu. Her türlü su kabı görev aldı. Arızayla ilgili olarak reklamların tersine çok büyük hayal kırıklıkları yaşadık. İnsan sesi duymadan mekanik seslerle çözüme ulaşmanın ne kadar güç olduğunu bir kez daha anladık.
Teknoloji sadece elimizi kolumuzu değil, çoğu zaman dilimizi de bağlıyor. "Arıza kaydınız alınmıştır " Defalarca söylense de kayıt dışı olduğumuzu saatler sonra öğrenebildik.
İşleyişteki aksaklıkları anlamak, anlatmak, çözüme ulaşmak; Zorlu bir sınavdan geçtik. Ülkemizde çok yaşlı bireyler zorlukların üstesinden nasıl geliyorlar? Cankurtaran simitlerine ne kadar zamanda ulaşabiliyorlar? Sıradan günler nasıl sıra dışı günler haline dönüşüyor? "Burada kimse var mı, sağ mı, ne ister, ne bekler? " Birbirimize ne çok ihtiyacımız var.
Neyse ki kışın ortasında baharı yaşatan çiçekler var. Her taşın altından baş veriyor, umut tazeliyorlar.
Makbule Abalı-Eğitimci
17 Şubat 2026 İzmir-Urla
Şubat 10, 2026
SUSKUNLUK...
Suskunluk güzeldi önce
Sakinlik, sessizlik, sükûnet,
Denizin yumuşak çırpınışları,
Kuş sesleri, dalların hışırtısı,
Ta uzaklardan gelen şarkı ezgileri.
Saatler, günler, aylar, yıllar
Sessiz sedasız geçti
Hiç ses duyulmadan,
Hiçbir belirti olmadan.
Beklemek zordu, beklemek azaptı.
Bütün virgüller, noktalı virgüller kondu
Noktalar kalmadı, üç nokta bile bitti.
Doğa bile dayanamamıştı
Bu kadar uzun sessizliğe.
Şimşekler çaktı ardı ardına,
Gök gürledi sonra yağmur indirdi
Sessizlik; tiz-pes seslerle karıştı.
İç sesler dış seslerle buluştu,
Suskunluk bitti;
Her yer uyumsuz seslere büründü yeniden
Karmakarışık oldu dünya...
Makbule ABALI- Eğitimci
2021-Mersin
Güncelleme:2026-Urla
Şubat 05, 2026
50 YIL ÖNCESİNİN ŞİİRLERİ...

KOŞU
Amansız bir koşuydu bu
Bizden öncekilerin başlattığı
Ve sürüp gidecek bizden sonrakilere
Koştuk yürümeyi öğrendiğimizden öte
Koştuk koştuk hep koştuk...
Başarıya, iyiliğe, güzelliğe
Dostluğa, sevgiye, umuda...
Öyle bir koşuydu ki bu bitiş' siz
İpi göğüsleyemeden göçtü nicemiz...
Makbule (Gültekin) Abalı
Adana
KÜÇÜCÜK
Ama öylesine küçük ki,
Başı, elleri, ayakları.
Yalnızca gözleriydi kocaman olan.
Yıllar geçti,
büyüdü...
Neler gördü bilseniz,
gözleri de küçüldü...
Makbule (Gültekin) Abalı
DOĞA KANUNU
Taştı, duygusuz-anlamsız.
Kaldı yıllarca yerinde.
Fırlatıverdiler bir gün denize doğru
Düştü, yer değiştirdi.
Bitkiydi, güneşe-ışığa-suya tutkun.
Uzadı, büyüdü, çiçek açtı.
Baharı özledi hep mevsimlerin ardından
Susuz kaldı bir gün, kurudu...
Güçlü bir çoban köpeğiydi.
Sürüyü korudu onca yıl
Hata yaptı bir gün,
Kurtlara yem oldu.
İnsandı, düşünen- konuşan-gülen-ağlayan.
Doğdu, adım attı dünyaya.
Girdi oyuna, türlü rollere büründü senelerce
Uydu yaşama, büyüdü, gelişti ve öldü...
Mezar taşında sadece iki sözcük kaldı;
Doğdu... Öldü...
Makbule Abalı-Eğitimci









.jpg)




.jpg)

.jpg)








